F-16'LAR HAVADA...


Gandhi'yi dinliyordum o esnada... Batı Medeniyeti hakkında ne düşünüyorsunuz? sorusuna "Olsa iyi olurdu!" diyordu. Sonra yürümeye devam ediyordu "Tanrı Adına..."Ve sonra, bir ırkdaşının üç kurşunuyla düştü toprağa...
Şehit polisin yabancı eşi; kendi dilinde yakarken ağıtlarını, "ne mükemmel bir gece" diye twit atıyordu birileri... İyi de, bir yerlerde hala ölmekte ya da son gecesini solumakta olanları ne yapacağız hanım ablam?Bir de en çok kendi ölüsüne ağlanılmasını isteyenler vardı orada. Fillerin savaşında; hangi çiçek, en yüksek ağıtı hak ediyor bilinmez ki... Hepsi çiçek sonuçta:(
Unutuyorum yazılanları... Ya bu karanlık yürekli adamlar, bu bombalara sivilleri öldürerek karşılık verirse... Ya canlanırsa o canlı bombalar, can almak üzere... Medrese-i Yusufiyedekiler geliyor aklıma... Ahhh dışarıda olsalardı, yeniden kıskıvrak yakalayıp çökertselerdi bu zalimleri, dizlerinin üstüne...

Bu kez Malcolm X konuşuyor, "Hayır ben artık ırkçı bir Müslüman değilim" diyor. Şimdi artık şehitler zamanıdır. Tam kucaklayacakken bütün renkleri, izin verilmiyor. 16 kurşunla 16 yerinden bölünüyor hayatı...

Martin Luther King, Rosa Parks'ın rüyasını anlatıyordu bana. ``Ezilenler özgürlüğü istemeli...`` derken, 25 kere zindan karşılıyordu onu. 39 yaşında,boğazından yediği tek bir kurşun ve altmış yaşında bir kalple göçüyordu dünyadan...Yine de vazgeçmiyor rüya anlatmaktan...

Cahit Zarifoğlu mektuplar yazıyor. "Sermaye dergileri etrafı haraca kesiyor,başımızın üstüne çatı çatamazsak nakışları nereye koysak ıslanacak, harap olacak." diyordu. Onun gayreti meyvesini vermiş olacak şükür ki "Mavera"nın maveraya yolculuğu sürüyor.

Birbiriyle de düşman, iki düşmana aynı anda saldırırken; "üçüncü bir düşman yalanı" sürdürülüyordu. Ve ben şahit olmamak için bu yalana, hızla kaçıyorum bir kitabın kucağına. Yazar,şiir eskimiyor diyor demesine, hatta deliller sunarak beni ikna etmeye çalışıyor ama gerçek katilini işaret ettiği halde anlaşılmadan ölen insan çaresizliği,zihnime kısa devre yaptırıyor adeta. Bana bunları anlatma deyip yavaşça kitabı kapatıyorum. Yine o yalan rüzgarıyla baş başa kalıyorum.

Ülkede kaos çıkarmak isteyenler, benim zihnimde başardılar bunu. Hayalen karşıma alıyorum hakikati izah edemediğim dostlarımı... Bir bakıyorum yarım saat kendi kendime konuşmuşum da onların değil aklı,ruhu bile duymamış. Halim öyle acınası... Neden sonra ümit vericinin sözleri geliyor,canlanıyorum. Allah'ın bitirmediğini kimse bitiremez deyip yüce Divan'a duruyorum. 

Ali Ural'ın "Satranç Oynayan Derviş" ve Celal Fedai'nin "Okuma Perdesi" kitaplarından alıntılarla...

Yorumlar

Popüler Yayınlar