KADER ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
"Kaderde ne ise o olur etme merak
Nefsine uyma,Hakk'ın emrine bak." demişler demesine ama o kadar zor ki... İstikbâlin karanlık perdesini azıcık yırtmak için neler vermez ki insan. Acaba beş on sene sonra yine buralarda olur muyum,ne kadar yaşarım, kaç çocuğum olur mesela? Bilir aslında bunları öğrenmenin bir şey değiştirmeyeceğini... Yine de merak eder. Ah şu merak yok mu, insanı bazen abad bazen berbad eder; bazen ilim kapılarını ardına kadar açtırır, bazense malaniyat gayyasına tepe taklak gönderir.
Peki kader perdesinin zaman zaman aralandığı hiç olmamış mı? Olmuş aslında, Peygamber Efendimiz'in istikbale dair hadisleri buna örnek gösterilebilir, Hîre'den Hadramut'a bir gün bir kadının güvenle gidebileceğinden bahseden hadis veya âhir zaman fitnelerinden bahseden hadisler mesela...Ama o peygamberdi, ona gayb kapısı açıktı derseniz de bazı büyük zatların bu tarz beyanları var. O halde istikbale dair hissettiğimiz bu merak bütün bütün olumsuz değil gibi geliyor bana. Hak Teala bu kapıyı tamamen sürmelese bu haberleri kurbet kesbetmiş bu insanlara vermezdi. Peki muradı ne ola ki? Aslında bu istikbale dair havadislerin esas maksadı kişiyi temkine sevk etmek olabilir diye bir fikre kapılıyorum. Örneğin âhir zaman fitnesine verilen haber, o fitneye karşı bir teyakkuz hali uyarmak amaçlıdır kanaati acizanemce.
Peki bize düşen ne? Demek ki temkin. Gerek istikbale dair haberler gerek "Tarih tekerrürden ibarettir." kaidesince geçmiş yaşantılardan çıkarılacak dersler aracılığıyla istikbalin karanlığı nisbeten hafifleyebilir ve insan kendini olumsuz akıbetten uzaklaştırıp olumlu akıbete yaklaştıracak önlemleri alabilir. Yeter ki insan akıbetinden emin olma duygusuna kendini kaptırmasın ve her daim kaybetme kuşağında olduğunu her zaman ruhunda duyarak "temkin soluklasın." Zira kendini güvende hissetmek doğal olarak kişiyi önlem almaktan alıkoyar.
Nefsine uyma,Hakk'ın emrine bak." demişler demesine ama o kadar zor ki... İstikbâlin karanlık perdesini azıcık yırtmak için neler vermez ki insan. Acaba beş on sene sonra yine buralarda olur muyum,ne kadar yaşarım, kaç çocuğum olur mesela? Bilir aslında bunları öğrenmenin bir şey değiştirmeyeceğini... Yine de merak eder. Ah şu merak yok mu, insanı bazen abad bazen berbad eder; bazen ilim kapılarını ardına kadar açtırır, bazense malaniyat gayyasına tepe taklak gönderir.
Peki kader perdesinin zaman zaman aralandığı hiç olmamış mı? Olmuş aslında, Peygamber Efendimiz'in istikbale dair hadisleri buna örnek gösterilebilir, Hîre'den Hadramut'a bir gün bir kadının güvenle gidebileceğinden bahseden hadis veya âhir zaman fitnelerinden bahseden hadisler mesela...Ama o peygamberdi, ona gayb kapısı açıktı derseniz de bazı büyük zatların bu tarz beyanları var. O halde istikbale dair hissettiğimiz bu merak bütün bütün olumsuz değil gibi geliyor bana. Hak Teala bu kapıyı tamamen sürmelese bu haberleri kurbet kesbetmiş bu insanlara vermezdi. Peki muradı ne ola ki? Aslında bu istikbale dair havadislerin esas maksadı kişiyi temkine sevk etmek olabilir diye bir fikre kapılıyorum. Örneğin âhir zaman fitnesine verilen haber, o fitneye karşı bir teyakkuz hali uyarmak amaçlıdır kanaati acizanemce.
Peki bize düşen ne? Demek ki temkin. Gerek istikbale dair haberler gerek "Tarih tekerrürden ibarettir." kaidesince geçmiş yaşantılardan çıkarılacak dersler aracılığıyla istikbalin karanlığı nisbeten hafifleyebilir ve insan kendini olumsuz akıbetten uzaklaştırıp olumlu akıbete yaklaştıracak önlemleri alabilir. Yeter ki insan akıbetinden emin olma duygusuna kendini kaptırmasın ve her daim kaybetme kuşağında olduğunu her zaman ruhunda duyarak "temkin soluklasın." Zira kendini güvende hissetmek doğal olarak kişiyi önlem almaktan alıkoyar.
Yorumlar
Yorum Gönder