SEVGILI ÖĞRENCIME-Bir gün zahmet edip okur ümidiyle-MEKTUP
Yazasım var, yaşayasım yok ama. Öyle oturduğum yerden ahkam kesmek istiyorum. Öyle rahat ve bilmiş tavırlarla tepeden bakmak hayata... Eteklerime tozu toprağı bulaşmasın olayların sakın ha! Çileyi betimleyeyim hiç çile görmemiş, yorulmamış, terlememiş ellerimle. Elime bez almadan temizliği, testere nedir bilmeden marangozluğu tarif edeyim. Parmak eklemlerim nasır tutmadan bütün sınavlardan başarıyla geçeyim. Z kuşağıyım ben, yapar mı yaparım. Ben her şeyi yapabilirim yeter ki isteyeyim.
Canım Öğrencim,sana karşı çok mu insafsızım bilmiyorum lakin dışarıdan aynen böyle görünüyorsun. Hayata maddi olarak kendinden önceki nesillere kıyasım 1-0 önde başlamış olabilirsin. Beslenmeden eğitime, fikri hürriyetten istediğini yapabilme rahatlığına kadar pek çok noktada eskiye göre lüks içinde yüzebilirsin. Ama bir kulak ver çağrıma. Düşünme ki "Hoca benim imkanlarıma sahip olmadığı için beni kıskanıyor?" Kıskançlık değil bu inan bana. Maddi zevkler ruhunu ne derece hapsediyor bedenine, farkında değilsin. Her geçen gün bitmeyen isteklerinin altında eziliyorsun, her geçen günü pragmatizm ve hedonizmin kıskacında daha fazla zevk ararken özünü yitiriyorsun. Faydalı değilse iyi değildir veya zevk vermiyorsa ne gerek var, uzak durayım düşünceleri şekillendiriyor hayatını. Bu durum karşısında tükenen yine sensin eyvah ki.
Kabul ediyorum aramızda bir kuşak çatışması var ama bu çatışmanın ne kadar farklı olduğunu bir de benden dinle. Kuşak çatışması ilk insanlarla birlikte ortaya çıkmış ve hiçbir zaman etkisini yitirmemiş bir kavram. Muhtemelen M.Ö. 1500'de de M.S. 1500'de de eminim insanlar yeni neslin ne kadar asi,eskilerin de geri kafalı olduğunu düşünüyorlardı. Ancak şu an durumumuz biraz farklı, çünkü hiçbir çağda olmayan teknoloji faktörü var. 10-12 yaşlarında her şeyin kendine özel olan bir çocuk düşün. Kendi odası, kendi kıyafet dolabı,kendi bilgisayarı,kendi telefonu ve kendi şifreleri olan... Yani sen... Önceden insanların özel yaşantıları yok muydu, diye sorarsan elbette vardı ama gerek maddi sebepler gerekse kültürden kaynaklanan faktörler nedeniyle hiçbir zaman böyle katı çizgilerle hele böyle küçük yaşta çizilmiş değildi. Varlıklı insanlar varlıkları nisbetinde özel odaya, özel eşyaya,arzu ve ihtiyaçlarını rahatça ifade edebilme gücüne sahipti. Ama şu an zengini,fakiri,genci,yaşlısı herkesi kuşatan bir bireysel yaşantı var. Kontrol edilemeyen, sufi tabirle kişiyi nefsiyle baş başa bırakan bir yaşantı... Senin ne kadar da hoşuna gidiyor değil mi bu durum? Ama hatırlıyor musun bana demiştin ki:"Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu biliyorum. Ama içimden öyle bir arzu yükseliyor ki durduramıyorum. Kapılıp gidiyorum." Isteklerinin altında ezilmeden kastım tam da bu işte. Seni bu derece iradesiz hale getiren işte bu bireysel ve özgür yaşantının ta kendisi. Sen aramadan altın tepside sunuyor pek çok şeyi ve daha kötüsü seni daha fazlasını elde etmen için hırslandırıyor. Daha fazla özgürlük, daha fazla rahat, daha fazla
imkan...Bu durum seni, bedeni kocaman ama aklı bedenine kifayet etmeyen bir hilkat garibesi olarak karşımıza çıkarıyor. Heyhat ki kanatlanmaya müştak ruhunun bu nefsanilik içinde bu kadar cılız kalması,kendine sahip çıkamaman o kadar acı verici ki bir bilsen... Ah bir büyüsen, güçlensen,kurtarsan yakanı bu dünyevilikten, ah bir DİRİLSEN YENIDEN...
Canım Öğrencim,sana karşı çok mu insafsızım bilmiyorum lakin dışarıdan aynen böyle görünüyorsun. Hayata maddi olarak kendinden önceki nesillere kıyasım 1-0 önde başlamış olabilirsin. Beslenmeden eğitime, fikri hürriyetten istediğini yapabilme rahatlığına kadar pek çok noktada eskiye göre lüks içinde yüzebilirsin. Ama bir kulak ver çağrıma. Düşünme ki "Hoca benim imkanlarıma sahip olmadığı için beni kıskanıyor?" Kıskançlık değil bu inan bana. Maddi zevkler ruhunu ne derece hapsediyor bedenine, farkında değilsin. Her geçen gün bitmeyen isteklerinin altında eziliyorsun, her geçen günü pragmatizm ve hedonizmin kıskacında daha fazla zevk ararken özünü yitiriyorsun. Faydalı değilse iyi değildir veya zevk vermiyorsa ne gerek var, uzak durayım düşünceleri şekillendiriyor hayatını. Bu durum karşısında tükenen yine sensin eyvah ki.
Kabul ediyorum aramızda bir kuşak çatışması var ama bu çatışmanın ne kadar farklı olduğunu bir de benden dinle. Kuşak çatışması ilk insanlarla birlikte ortaya çıkmış ve hiçbir zaman etkisini yitirmemiş bir kavram. Muhtemelen M.Ö. 1500'de de M.S. 1500'de de eminim insanlar yeni neslin ne kadar asi,eskilerin de geri kafalı olduğunu düşünüyorlardı. Ancak şu an durumumuz biraz farklı, çünkü hiçbir çağda olmayan teknoloji faktörü var. 10-12 yaşlarında her şeyin kendine özel olan bir çocuk düşün. Kendi odası, kendi kıyafet dolabı,kendi bilgisayarı,kendi telefonu ve kendi şifreleri olan... Yani sen... Önceden insanların özel yaşantıları yok muydu, diye sorarsan elbette vardı ama gerek maddi sebepler gerekse kültürden kaynaklanan faktörler nedeniyle hiçbir zaman böyle katı çizgilerle hele böyle küçük yaşta çizilmiş değildi. Varlıklı insanlar varlıkları nisbetinde özel odaya, özel eşyaya,arzu ve ihtiyaçlarını rahatça ifade edebilme gücüne sahipti. Ama şu an zengini,fakiri,genci,yaşlısı herkesi kuşatan bir bireysel yaşantı var. Kontrol edilemeyen, sufi tabirle kişiyi nefsiyle baş başa bırakan bir yaşantı... Senin ne kadar da hoşuna gidiyor değil mi bu durum? Ama hatırlıyor musun bana demiştin ki:"Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu biliyorum. Ama içimden öyle bir arzu yükseliyor ki durduramıyorum. Kapılıp gidiyorum." Isteklerinin altında ezilmeden kastım tam da bu işte. Seni bu derece iradesiz hale getiren işte bu bireysel ve özgür yaşantının ta kendisi. Sen aramadan altın tepside sunuyor pek çok şeyi ve daha kötüsü seni daha fazlasını elde etmen için hırslandırıyor. Daha fazla özgürlük, daha fazla rahat, daha fazla
imkan...Bu durum seni, bedeni kocaman ama aklı bedenine kifayet etmeyen bir hilkat garibesi olarak karşımıza çıkarıyor. Heyhat ki kanatlanmaya müştak ruhunun bu nefsanilik içinde bu kadar cılız kalması,kendine sahip çıkamaman o kadar acı verici ki bir bilsen... Ah bir büyüsen, güçlensen,kurtarsan yakanı bu dünyevilikten, ah bir DİRİLSEN YENIDEN...
Yorumlar
Yorum Gönder